Archive for » 2011 «

Serdar ortaç masada kaldı

Serdar Ortaç kumarda 2 milyon kazandı

Serdar Ortaç, 29 Aralık’ta Kıbrıs’ın ünlü oteli Cratos’un casinosunda 2 milyon 2 bin TL kazandı ve heyecandan baygınlık geçirdi

Kumar alışkanlığı nedeniyle soluğu sık sık Kıbrıs’ta alan Ortaç, zamanının büyük bölümünü kumar oynayarak geçiriyor ve genellikle kaybettiği için de otele olan borcunu 100 bin TL karşılığı konserler vererek ödüyordu. Bu kez Ortaç, kumarda hayatının en büyük parasını kazandı ve büyük bir şaşkınlık yaşadı. Geçen perşembe otele yerleşen Ortaç, cicago adlı makinada jackpot yaptı, yani büyük ikramiyenin sahibi oldu. 2 milyon 2 bin TL kazandığını görünce şoka giren

mahsun kırmızıgül vs nihat doğan

Nihat Doğan Mahsun Kırmızıgül’e öfke saçtı!..

Nihat Doğan, Şırnak’ta vefat eden 35 kişiyle ilgili duyarlı olmamakla suçladığı Mahsun Kırmızıgül’e sanal alemde savaş açtı.

Doğan, doğu hikayelerini beyaz perdeye yansıtan Kırmızıgül’e veryansın etti.

Ünlü türkücü, “Mesele insanın cebinin dolu olması değil, mesele insanın yüreğinin dolu olmasıdır Mahsun kardeş” şeklinde bir yazı kaleme aldı.

Bakalım, Mahsun Kırımızıgül’den kendisini suçlayan Nihat Doğan’a nasıl bir karşılık gelecek?

Kaynak: http://www.sacitaslan.com/magazin-nihat-dogan-mahsun-kirmizigule-ofke-sacti_50908.html

 

 

Özgü namalı yazdı

Sırrı Süreyya Önder Özgü Namal’ı yazdı

BDP milletvekili, yazar ve sinemacı Sırrı Süreyya Önder, Vogue Türkiye’nin ocak sayısı için Özgü Namal’ı yazdı.

Bir gün parlamenterlik faslını bitirip setlere dönersem, çekmeyi düşündüğüm filmlerde mutlaka olmasını isterim. Özgü benden daha kararlı. İçinde kadın olmayan bir öykü anlattığımda “Biliyorsun ki ben erkeği de oynarım” diyerek meseleyi noktalıyor hep…

ZIRHIN İÇİNDEKİ MAHCUBİYET

Onu günlük hayatın içinde gördüğünüzde, bu bedenden, lise öğrencisi bir genç kızın, vamp bir kadının, devrimci Gülendam’ın, tecavüze uğramış Meryem’in, hatta bıçkın bir oğlan çocuğunun nasıl çıktığına şaşarsınız. Bu şaşkınlığı yaratan şey; hiçbir karakterde bir öncekinden kalmış bir ize rastlamamış olmanızdır. Şaşkınlığınızı artıran şey de, onun kendi zırhları içindeki mahcubiyetiyle bunları yapıyor olmasıdır.

TV ÇARŞISINDA TELEF OLMADI

Birçok yetenekli oyuncu, televizyon çarşısında ezberlenerek telef olmuştur. Bu onların suçu da değildir üstelik. Özgü, televizyonlarda en çok görünüp en başarılı performanslara imza attığı halde bu akıbete uğramamıştır. Uğrayacak gibi de görünmemektedir. Bunun sebebi, her yeni karakter için çalışmaya başladığında cebindekileri unutarak işe başlamasıdır.

İKİ ÖZELLİĞİ: MERAK VE İTİRAZ

Ben Özgü ile çalışmaya başlamadan önce tanışıyordum. Bir dizi projesini görüşmek, karakteri derinleştirmek için buluşuyorduk. “Espriler tatsız, karakterler tuzsuz” kabilinden bir projeydi. Yaklaşık 70 bölüm, dizi yazım ekiplerinde çalışarak “Beynelmilel” filmi için para kazanmaya çalıştığım zamanlardı. Bir akşam diziyi ıslah etme çabalarından yorulduğumuzda ona “Beynelmilel” ve Gülendam’ı anlatmaya başladım. Ağlamaya başladığını görünce çok şaşırdım. Öyküyü kime anlattıysam gülüyordu çünkü. Gülendam’ı canlandırmasına o akşam karar verdik. Filmin çekilme ihtimali ile aramızda Büyük Sahra Çölü kadar mesafe vardı ama Özgü karaktere emek vermeye başlamıştı bile. Onun bu azmi ve her gün Gülendam’la ilgili buluşları beni de diri tuttu. İki özelliğine tanık olmuştum; “merak” ve “itiraz”. Merakını gidermeyi, itirazlarından faydalanmayı akıl ettiğimizde birlikte güzel bir üretim yapabileceğimize ikna olmuştuk.

HAYATIN MERKEZİ TARTIŞMASIZ ÖZGÜ’DÜR

Özgü’yle bir arada bulunmak, insana başka çok az yerde yaşayabileceği bir boş vermişlik duygusu yaşatır. Çünkü onun olduğu yerde insan, hayatın merkezinin kendisi olduğu vehminden bütünüyle kurtulur. Zira hayatın merkezi tartışmasız şekilde Özgü’dür. Özgü, bu özelliğini, tıpkı bir süper kahraman gibi, farkında olmadan, hatta çoğu zaman istemeye istemeye yaşar. O sadece davranır, siz de onun bir parçasına dönüşüverirsiniz. Bütün süper kahramanlar gibi bunun Özgü için de bir bedeli vardır. Özgü, istese dik alasını yapabileceği halde, bu bedeli size yansıtmaz hatta hissettirmez bile. Çünkü, bütün süper kahramanlar gibi, hep bir parça mahcuptur.

DOĞRU SÖYLE, HİÇ Mİ PAVYONDA ÇALIŞMADIN

Onun bu mahcubiyeti, sette Dilber Ay’ın da dikkatini çekmişti. Dilber ki, feleğin her türlü çemberinden geçmiş, görmediği çile kendisine küsmüş bir ablamızdı. Özgü’nün oyundaki ışıltısıyla gerçek hayattaki sıradan halinin çelişkisine akıl erdirmekte güçlük çekiyordu. Bir gün ona acıdığından olacak, “Kızım bu güzelliğin tez solar, ben sana birkaç pavyon cilvesi öğreteyim, ebedi aç kalmazsın” diyerek birkaç tüyo verdi. Özgü, Dilber’in toplam hayat bilgisinden öylesine etkilenmişti ki, ona bir performans sergiledi ve hayatının övgüsünü aldı. “Kızım doğru söyle, hiç mi pavyonda çalışmadın” diye sordu ve aldığı cevaba asla inanmadı. “O… Çocukları”nda İtalya’dan gelen yarı Türk Dona’yı oynayabilir mi diye hiç düşünmediysem, bunda pavyon kızı performansının ikna ediciliği büyük yer tutar.

ÖZGÜ’NÜN OYNADIĞI FİLMİN FİYAKASI

Özgü’nün oynadığı filmi çekmiş olmanın fiyakası, hiçbir şeye değişilmez. Filminizi, “Özgü’nün oynadığı” filminizi insanlara sırıtarak gösterirsiniz. İşte dersiniz, benim oyuncum. Fakat o sırıtmanız biraz sonra yüzünüzde donar kalır. Çünkü insanlar size değil, Özgü’ye bakmaktadır.

SENARYODA OLMAYAN O SAHNEYİ YARATIVERDİ

Haluk Bilginer’e atfedilen şöyle bir söz vardır: “Oyunculuğu öğrenmek zor bir şey değildir. Zor olan, oyunculuğu öğrendikten sonra oynamamayı becerebilmek, yani gerçek kılabilmektir.” Onur Ünlü’nün “Polis” ve “Güneşin Oğlu” filmlerinde büyük roller emanet ettiği Özgü, rolü sadece oynamamış aynı zamanda savunmuştur da… Rol aldığı karakteri “oynaması” değil “savunması” gerektiğini bilenlerdendir. Umut Kurt’la kuytu bir harabede bin türlü sıkıntının içinde dans eden iki sevgili sahnesinde bunu bize şöyle yaşatmıştı: Umut, bu denklemden nasıl bir oyun çıkarılmalı bahsinde kararsızlıklar yaşıyordu. Bu durum Özgü’nün oyununu da etkiliyordu. Benim aradığım, ne olduğunu tam bilemediğim bir şaşkınlık görmekti. Özgü baktı ki biz işin içinden çıkamıyoruz. Senaryoda olmadığı halde Umut’u dansın başında öpüverdi. Umut’un yüzündeki ifade tarif edemediğimiz bütün kararsızlıklara bir cevap gibiydi. Kamera çalışmaya film akmaya başladığında, sizin filmde izlediğiniz mahcup ve muzır kız gülüşü işte böyle bir başlangıcın mimarı olmasından dolayıdır.

BİR AŞK MEKTUBU…

Bu yazı biraz daha uzarsa aslında bir “aşk mektubu” olduğu anlaşılacağından burada kesmek gerekiyor. İnsan dar bir konjonktür aralığındaki haliyle sevilemez. Böylesi bir sevgi patolojiktir. Biz insanı serüveniyle severiz. “İyi” bir insan olunmadan “iyi” hiçbir şey olunamaz. Özgü hayat ve sanat serüveninde “iyi”liğini hakiki bir mahcubiyetin içinde yükseltenlerdendir. Sadece oyunculuğuyla değil dostluğuyla da gölgesi uzun düşenlerdendir.

BİRİCİK OYUN DUYGUSU

Özgü’yü izlerken, izlediğimiz filmin politik ya da fantastik bir film olduğunu bize unutturan şey, Özgü’deki o biricik oyun duygusudur. Onunla birlikte oynamak o kadar eğlencelidir ki, dünyanın bütün lunaparkları aynı anda yansa, umurunuzda olmaz.

 

 

Bu sefer sezen aksuya saldırdı

Sezen Aksu’nun gecesi tatsız bitti

Kısa süre önce Asmalımescit’te Hakan Yılmaz’a saldıran ‘zihinsel engelli Ayşe’, yine işbaşındaydı.

* Ailesi ve yakınlarıyla Ece Bar’da yeni yılı kutlayan Sezen Aksu’nun gecesi keyifli başlamıştı.

* Sigara yasağı yüzünden sık sık kapının önüne çıkan Minik Serçe, gazetecileri kırmayıp soruları yanıtladı.

* Yeni albümünün müjdesini veren Aksu, Hülya Avşar’la Tarkan’ın dargınlığıyla ilgili olarak, “Elbette barışacaklar. Fakat zamana ihtiyaçları olabilir” dedi.

* 2012’yle ilgili beklentilerini de sıralayan Minik Serçe, “Pek fazla bir şey dilemiyorum ama hayat bildiği gibi gelsin, hayatı olgunlukla karşılayabilecek gücümüz olsun” ifadesini kullandı.

* Aksu, “Torun istiyor musunuz?” sorusunu da oğlu Mithat Can Özer’e laf atarak yanıtladı: “İstiyorum tabii ama bizim oğlanın o taraklarda bezi yok.”

* Sorular soruldu, cevaplar alındı. Tam Minik Serçe mekandan ayrılırken olan oldu. ‘Ayşe’ ismiyle bilinen zihinsel engelli kadın, Aksu’nun üzerine atılarak para istedi. İsteği reddedilince de sinirlenip küfürler etmeye başlayan kadını, Minik Serçe’nin dostları güçlükle zaptetti. Daha sonra kendini Sezen Aksu’nun aracının önüne atan ‘Ayşe’, 100 TL bahşişi kaptı.

MESUT YILMAZ

Kaynak: http://www.sacitaslan.com/magazin-sezen-aksunun-gecesi-tatsiz-bitti_50902.html

 

TUTAMADIM ELLERİNDEN

Bade İşçil, rakibinin kim olduğunu açıkladı.

Sürekli spor yapmasıyla dikkat çekenBade İşçil, rakibinin kim olduğunu açıkladı

‘Kuzey Güney’in ‘Banu’su, sıkı Fenerbahçeli Bade Işçil bacak kaslarını, sarı lacivertli takımın eski futbolcusu Brezilyalı yıldız Roberto Carlos‘a benzetti.

Sürekli koşup spor yaptığı için bacaklarının çok kaslı olduğunu söyleyen Bade İşçil, “Kas konusunda tek rakibim Roberto Carlos. Ama ben daha hızlıyım” dedi.

 

Antalya’da, yerel mankenler de Noel Anne kılığına girdi.

2012′yi büyük bir şölenle karşılamaya hazırlanan Antalya‘da, yerel mankenler de NoelAnne kılığına girdi.

Antalya‘nın yerel mankenlik ajansı Esline kadrosundaki 12 manken, Rixos Downtown Otel’in Yılbaşıçalışması için ‘Noel Anne’ kostümüyle ’2012′ yazılı köpükten döviz önünde poz verdi.

Yeni yıla sayılı gün kala Yılbaşıheyecanı yaşanırken, turizm kentiAntalya‘nın cadde ve sokakları Yılbaşısüsleriyle donatıldı. Alışverişmerkezlerinin ‘Hoşgeldin 2012′ yazılarıyla renklendiği, mağazavitrinlerinin ışıltılı çam ağaçlarıyla süslendiği Antalya‘da, yerel mankenler de Noel Anne kılığına girdi.

Esline Mankenlik Ajansı’nın Rixos Downtown Otel’de organize ettiğiYılbaşı partisine katılmak için otelegelen mankenler, bahçede kırmızı beyaz ‘Noel Anne’ kostümleriyle objektif karşısına geçti. 2012′yi temsilen 12 mankenin seçildiği çekimler, botanik bahçede renkli görüntüler oluşturdu. Mankenler Özge Sarıkaya, Alina Maletik, Tuğana Perk, Alina Muradymova, Nilay Erocak, Merve Çam, Sena Ünlüel, Gülşah Ünal, Deniz Szablewski, Sena Hisarlıoğlu, Elif Işıkbay ve Melisa Şalgam, çekimden büyük keyif aldıklarını söyledi.

Organizasyonu gerçekleştiren Esline Ajans sahibi Esra Keskinol da çekimleri yakından takip etti.

 

HABER

Arzum Onan keşfedilme hikayesini anlattı.

Ünlü oyuncu Arzum Onan, gazeteci Bilal Özcan’ın sunduğu “Laf Aramızda” programında; şöhrete giden yoldaki ilginç bir anısını anlattı. Onan, şunları söyledi:

Fahriye Evcen’in kaprisleri kariyerinin sonu oluyor.

En çok kazanan Oyuncular arasındayken bu sıralar işsiz kalanFahriye Evcen‘in kaprisleri kariyerinin sonu oluyor.

Bir programa sadece seyirci olarak katılırken, Oyuncu Oya Aydoğan‘ın keşfetmesiyle bölüm başına haftada 50 bin lira kazanan Fahriye Evcen, şimdi işsiz kaldı. Yaptığı kaprislerle yapım şirketlerini bunaltan güzel Oyuncunun ismi cast ajanslarının listelerinden de bir bir siliniyor.

En son Oyuncu Cansel Elçin‘le “Yalancı Bahar” dizisinde rol alan Evcen’in dizisinin setinde kostümcü kızlara ‘Geri zekalılar’ diye bağırdığı ortaya çıktı. Yine aynı sette saçlarını yapan kuaförü de sık sık azarladığı açıklandı.

 

HABER

Öncel Öziçer Yazdı

Öncel Öziçer İvana Sert’i eleştirdi

“Belki siz de görmüşsünüzdür, bazı internet siteleri ‘İvana ekrana donsuz çıktı, rezalet!’ falan diye haber yaptılar çünkü.”

Dekolte insanı rezil de eder

Oldum olası, dekoltenin her türünü sevmişimdir. Bir kılıkta her türünü değil tabii. Ayrı ayrı…
Adabıyla giyinmenin en önemli, en bilindik kurallarından biridir; bir yerini açacaksan diğer yerlerini kapatacaksın!

Yani hem bacağını kasığına kadar açıp hem de memelerini ortalığa salamazsın. Bunu yaparsan hem görüntü kirliliği yaratırsın hem de ayıp olur, ucuz görünürsün.

DEKOLTE ARSIZI…

Benim tanıdığım böyle bir isim var mesela… Kulakları çınlasın, dekolte konusunda bildiğin arsızdır.
Hem sırt, hem göğüs, hem de bacak dekoltesinin dibine kadar uygulandığı giysiler hep onun üzerindedir.

İçine girmeye çalıştığı minik kumaş parçaları her yerini öyle sınırda kapatır ki, katıldığı davetlerde robot gibi durmak zorunda kalır.

Çünkü tokalaşmak için eğilse memeleri, oturmak için davransa kıçı, adımlarını biraz açsa yukarı doğru sıyrılacak eteğinden tüm anatomik yapısı ortaya çıkacak.

Açma, gösterme, kısaca teşhir merakı diye de bir şey var değil mi?
İşte, bendeniz bu noktada, en derininden de olsa dekolteyi bu kadar severken, amacın sadece açmak olduğu görüntülerden acayip rahatsız oluyorum.

“Sana ne âlemin zevkinden, çevir kafanı, bakma” diyebilirsiniz ki haklısınız. Ben sadece fikir beyan etmek istedim.

ÖNÜMÜZ YILBAŞI…

Geçen gün televizyonda gördüğüm İvana Sert mesela, göz zevkimi fena hırpaladı.

Belki siz de görmüşsünüzdür, bazı internet siteleri ’İvana ekrana donsuz çıktı, rezalet!’ falan diye haber yaptılar çünkü.

IVANA SERT ŞOK ETTİ! (VİDEO)

Bir insan iç çamaşır giymeyi sevmeyebilir, bize ne de, bunu burnumuza dayamanın âlemi yok değil mi? İvana’nın üzerindeki dekolte değil, ucuz bir fetiş giysisiydi ve işin ayıbında, namusunda falan değilim, sadece gözümü kirletti.

Şimdi önümüz yılbaşı… Hani aklınızda bulunsun diye söyleyeyim istedim.

Katılacağınız partilerde giyeceklerinize ve açacağınız yerlerinize, lütfen pek dikkat ediniz.

Seksi olmakla, bayağı görünmek arasındaki çizgi öyle ince ki!

Kaynak: http://www.sacitaslan.com/magazin-oncel-ozicer-ivana-serti-elestirdi_50645.html